SAĞLIKLI TAVUK > Üretim

Tavuklar "yiyerek" hızlı büyüyor

Piliçlerin nasıl olup da bu kadar hızla büyüdüğü sorusunun yanıtı, "meçhul" değil.

Daha da önemlisi, piliçlerin beslenmesi tamamen bilimsel bir yaklaşımla gerçekleşiyor. Diğer bir deyişle piliçlerin nasıl hızlı büyüdüğü sorusuna verilen gerçek yanıtı bir değil, "birçok" olumlu bilimsel faktör belirliyor:

On yıllardır yapılan bilimsel ıslah çalışmalarının bir sonucu olarak, civcivlerin büyüme hızının artması, hayvan besleme bilimindeki gelişmeler,

Ayrıca,

  • 5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu ve bağlı mevzuatının hükümlerine göre yemler, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yetkililerince sürekli denetime tabi tutuluyor.
  • Üstelik ülkemizde kullanımına izin verilen yem katkılarına ilişkin yönetmelik; Avrupa Birliği'nde uygulanan yönetmeliğin tamamen aynısı.
  • Hayvan ıslahındaki ve yem sektöründeki gelişmelere bağlı olarak piliçler, 42-45 gün gibi kısa sürelerde 2-2,5 kg ağırlığa ulaşıyor...Ve bütün dünyada da ekonomik piliç üretimi için gereken süre aynı.



Tavukta hormon kullanılmıyor

Avrupa Birliği ülkeleri de dahil, tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye'de de tavuk üretiminde hormon kullanılmıyor. Çünkü;

  • Hormon kullanımı; yasak olduğu gibi, ekonomik açıdan da rasyonel değil.
  • Türkiye'de hormon üretimi yok ve hormon ithali de yapılmıyor.
  • Hormon ucuz bir madde değil; kullanımı halinde üretim maliyetleri birkaç kat artacaktır.
  • Tavuklara hormon verilmesi pratik olarak da mümkün değildir. Yem katkısı şeklinde yapılacak hormon uygulamalarından sonuç alınamadığı bilinmektedir.
  • Uygulamanın sonuç yaratması için; hormonun cinsiyete göre, doğrudan hayvanın organizmasına verilmesi gerekmektedir. Bu da dişi ve erkeğin kalabalık ortamlarda birlikte büyütüldüğü kanatlı hayvanlar için pratik olarak mümkün değildir. On binlerce hayvanın tek tek elden geçirilmesi ve enjeksiyona tabi tutulmasının imkânsızlığı ortada.
  • Türkiye'de yetiştirilen kanatlı hayvanlarda hormon kullanımına bugüne kadar rastlanmamış, bu konuda tek bir vak'a rapor edilmemiştir.



"Genetiği Değiştirilmiş Tavuk" yok

Genetiği değiştirilmiş tavuk diye bir şey ne bizde ne de dünyada vardır. Üretimde kullanılan tavuklar tamamen doğal olup, genetik bir değişikliğe sahip değillerdir. Tavukların genotiplerinde elde edilen genetik ilerlemeler ancak bilinen yetiştirme sistemleri ve seleksiyonlar suretiyle elde edilmiştir.

AB’nin 2001/18/EC sayılı Direktifi’nde ise GDO’lar,“Çiftleşme ve/veya doğal rekombinasyon yoluyla doğal olarak meydana gelmeyen bir şekilde genetik materyali değiştirilmiş olan, insan haricindeki organizmalar” şeklinde tanımlanmaktadır. 

Genetik yapının değiştirilmesi işlemi, tüm hayvan türlerinin beslenmesinde kullanılan mısır, soya gibi tarımsal ürünlerin ekildikleri alanda zararlı bitkilere ve böceklere dayanıklılıklarını arttırmak, besin değerlerini yükseltmek ve birim alandan daha fazla ürün elde etmek amacıyla kullanılan biyoteknolojik bir metottur.

Söz konusu teknolojinin kullanılmasını kontrol altında tutmak amacıyla temmuz 2002 tarihi itibariyle "Birleşmiş Milletler Cartegena Biyogüvenlık Protokolü" Türkiye ve AB ülkelerinin de içinde bulunduğu 100 ülke tarafından imzalanmış ve yürürlüğe girmiştir.

Avrupa Birliği, modern biyoteknolojinin, özellikle de GDO’ların gelişiminin tamamıyla güvenli bir ortamda ilerlemesini temin edebilmek amacıyla, genetiği değiştirilmiş gıda ve yemler hakkındaki 1829/2003 sayılı yönetmeliği kabul etmiştir. Bu yönetmelik, iç pazarın etkin çalışmasını sağlamayı ilke edinerek, küresel hedef olarak insan hayatını, sağlığını ve refahını, çevreyi ve tüketici haklarını en üst seviyede korumayı hedeflemiştir. GDO’ların izlenebilirliğini ve etiketlenmesini de kapsayan 1830/2003 sayılı yönetmelikle bu yönetmelik desteklenmiştir. 

Önemli olan nokta, AB ülkelerinin yakın bir tarihte yürürlüğe koyduğu kanun ve yönetmeliklerle, GDO ürünlerinin yem hammaddesi olarak kullanımına yasak getirmemesi ve sadece ürün izleme programı çerçevesinde etiketleme zorunluluğu getirmesidir.

Ülkemizde ise, GDO’larla ilgili 5977 sayılı Biyogüvenlik Kanunu 18 Mart 2010’da kabul edilerek, 26 Mart 2010 tarihinde T.C. Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Modern biyoteknoloji kullanılarak elde edilen genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar (GDO) ve ürünleri ile ilgili faaliyetleri düzenlemek, denetlemek, izlemek, biyogüvenlik sistemini kurmak, geliştirmek ve uygulanması ile ilgili usul ve esasların belirlenmesini sağlamayı amaçlayan bu Kanuna göre, ülkemizde GDO’lu ürün üretimine izin verilmemektedir. Bununla birlikte, GDO ve ürünlerinin ithalatına izin verilmektedir. İzin sürecindeki kural; farklı amaçlarla (gıda, yem, işleme gibi) kullanılmak üzere ithal edilecek bir ürün için her bir amaç için ayrı ayrı başvuruda bulunup izin alınması şeklindedir.

Biyogüvenlik Kurulu tarafından bugüne kadar gıda amaçlı hiç bir ürüne izin verilmemiştir.

Hayvan yemlerinde kullanılması amacı ile izin verilen ürünler vardır. Yemlerde kullanmak amacıyla bugüne kadar izin verilen ürünler şunlardır:

  • 26 Ocak 2011 tarih ve 27827 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Biyogüvenlik Kurulu Kararı” sonucunda 3 adet soya fasulyesi ve ürünleri,
  • 24 Aralık 2011 tarih ve 28152 sayılı Resmi Gazete yayımlanan “Biyogüvenlik Kurulu Kararı” 13 adet mısır çeşidi ve ürünleri,
  • 21 Nisan 2012 tarih ve 28271 sayılı Resmi Gazete yayımlanan “Biyogüvenlik Kurulu Kararı” 3 adet mısır çeşidi ve ürünleri.

Bu kararların geçerlilik süresi, Biyogüvenlik Kanunu’nun 3 üncü maddesinde belirtildiği üzere 10 yıldır. Mısırda 16 çeşide izin verilmesi mısır ithalatının önünü açmamıştır. İzin verilmeyen mısır çeşitleri vardır ve bundan ötürü GDO’lu mısır ithalatı gerçekleştirilememektedir.

 

Üretim, İleri Teknolojiyle

 

Türkiye'de, uzun yıllar sınırlı kapasitelerle, aile işletmeleri bünyesinde gerçekleştirilen tavuk eti üreticiliği, 1980'li yıllarda entegre tesislerin devreye girmesiyle, önemli yapısal değişiklikler yaşadı.

 

1990'lardan itibaren ise özel işletmeler, sektöre ciddi yatırımlar yaptılar, modern üretim tesisleri kuruldu, giderek büyüyen üretim kapasiteleri elde edildi. Bugün, Türkiye'deki tavuk eti üretiminde söz sahibi olan önde gelen firmalar, dünya standartlarında ileri teknolojiler kullanıyor.

 

 

Tavuk eti, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından denetlenen entegre tesislerde; damızlık ünitesinden kuluçkahaneye, kesimhaneden marketteki buzdolabına, tüm süreçlerde "gıda güvenliği" ilkelerine uygun biçimde, uluslararası normlar çerçevesinde üretiliyor.

 

Damızlık civciv. Tavuğun üretim öyküsü, damızlık civcivlerin, uçakla yurtdışından Türkiye'ye getirilişi ile başlıyor. Ülkemizdeki tavuk üreticilerinin önemli bir çoğunluğu, damızlık civcivi, tıpkı dünyadaki belli başlı firmalar gibi, uluslararası ölçekte faaliyet gösteren damızlık yetiştiricilerinden ithal ediyor. Özellikle ABD'li, İngiliz, İskoç ve Fransız damızlık firmaları tercih ediliyor. Damızlık yetiştiricileri, özel seçilmiş, en güçlü saf ırkları melezleyerek, en sağlıklı ve en verimli damızlık civcivleri yetiştiriyor, ardından tüm dünyaya ihraç ediyorlar.

 

24 hafta özenli besi. İthal ya da Türk kökenli damızlık civcivler üretici firmanın damızlık çiftliklerine yerleştiriliyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı denetiminde olan bu çiftliklerde, ziraat mühendisleri ve veteriner hekimler görev yapıyor. Damızlıklar 24 hafta süreyle hijyenik bir ortamda, uygun ısı ve havalandırma koşullarında, içinde mısır, soya, vitamin mineraller, yüksek oranda protein ve kalori barındıran yemle besleniyorlar. Bu süreçte, gerekli tüm sağlık kontrollerinden geçiriliyorlar, aşıları yapılıyor.

 

Yumurta aşaması. Yurtdışından ithal edilen damızlıklar 24. yaşam haftasından itibaren yumurta vermeye başlıyor, haftadan haftaya yumurta verimlerini artırıyor, 30. haftada verimliliklerinin tepe noktasına çıkıyorlar. 64. haftadan sonra yumurta verimi karlı olan düzeyin altına indiği için üretim durdurularak hayvanlar kesime sevk ediliyor.

 

Kuluçkahane. Damızlıkların verdiği yumurtalar düzenli olarak kuluçkahaneye sevk ediliyor. Oradaki özel bir bölümde gerçeğe yakın bir kuluçka ortamına tabi tutulan yumurtalar, 21 gün sonra açılıyor ve etlik tavuk olarak yetiştirilecek civcivler çıkıyor. Bu civcivler uzman kontrolünde, sağlık taramasından geçirildikten sonra "etlik piliç" (broiler) yetiştiricilerine sevk ediliyor.

 

45 gün kümeste ve sağlık denetimiyle. Civcivler 45 gün kadar süreyle, üretici firma ile anlaşmalı çalışan çiftliklerdeki kümeslerde kalıyorlar. Bu süre içinde ilgili çiftliği, üretici firmanın veteriner veya ziraat mühendisleri haftada en az bir kez ziyaret ederek, sağlık ve hijyen koşullarını, hayvanların yaşam şartlarını denetliyor.

 

Kesimhaneye. Sonunda, her piliç ortalama 2.200 gram ağırlığa ulaşmış olarak kesimhaneye sevk ediliyor.