MERAK ETTİKLERİNİZ > YANLIŞ İFADELER VE DOĞRULARI

Yanlış İfadeler ve Doğruları

 

Tavuklar 42 günde 2,5 kilograma nasıl ulaşıyor?

Etlik piliçler yaklaşık 90-100 yıldır süren ve halen de sürmekte olan ıslah çalışmaları sonucu büyüme hızı artırılmış özel hayvanlardır. Tüm özellikleri ile doğaldırlar, genetik yapıları ıslah edilmiş; ancak dışarıdan bir müdahale ile genetik bir değişiklik yapılmamıştır. Sürekli devam eden ıslah çalışmalarına bağlı genetik ilerleme ve yem sektöründeki teknolojik uygulamalara bağlı yem kalitesindeki iyileşmeler sayesinde, 20 sene önce 50- 55 günde 1,8-2 kg canlı ağırlığa, 10 sene önce 40-45 günde 2 kg canlı ağırlığa ulaşabilen bu hayvanlar, günümüzde 6 haftalık bir sürede 2-2,5 kg canlı ağırlığa ulaşmakta ve ülkemiz hayvansal protein açığının kapatılmasında büyük pay sahibidirler. Piliçlerin anne ve babaları da ekonomik ömürleri olan 64. Haftaya kadar sağlıklı bir şekilde yetiştirilmektedir. Bunlar istenirse daha uzun süre yaşamlarını sürdürebilirler. [Başa Dön]

 

Tavuklar hormon ya da antibiyotikle mi bu kadar kısa sürede büyüyor?

Etlik piliçlerin çok kısa sürede büyümeleri nedeniyle sürekli spekülasyona neden olan hormon kullanımı konusu, ne dünyada ne Türkiye de kesinlikle söz konusu değildir. Kanatlıların büyümeleri amacıyla kullanılan bir hormon ve uygulaması da yoktur. Be nedenle HORMON KULLANILMADIĞINI gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz. Etlik piliçlerin hızlı gelişiyor olması kesinlikle antibiyotik kullanımı ile ilişkili değildir. Ayrıca büyütme amaçlı antibiyotik kullanımı yasaktır ve ilgili Bakanlık tarafından sürekli denetimler yapılmaktadır. Aşağıdaki tabloda rasyonlarına antibiyotik ilavesi yapılmadan yetiştirilen tavukların FCR ve canlı ağırlıklarının yer aldığı farklı tarihlerde Ülkemizde ve yurt dışında yapılan 18 bilimsel çalışmanın bazı parametreleri verilmiştir. Çalışmalar Poultry Science, British Poultry Science, Tübitak Veteriner Hayvancılık Dergisi ve Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dergisi gibi tüm dünyada kabul gören bilimsel dergilerden alınmıştır.

Kaynak

Tarih

Gün

Ağırlık

FCR

Wisman ve ark.

(1961)

49

910 g

2.14

Lipstein ve Bornstein

(1963)

35

599 g

1,93

Runnels ve ark.

(1966)

28

645 g

1.58

Runnels ve ark.

(1966)

56

1769 g

2.11

Deaton ve Reece 

(1969)

42

1062 g

1.87

Prasad ve ark.

(1971)

56

1566 g

2.15

Damron ve ark.

(1975)

56

1717 g

2.10

Moran

(1980)

34

1130 g

1.69

Maurice ve ark.

(1985)

42

1808 g

1.93

Plavnik ve Hurwitz

(1990)

56

2766 g

2.01

Roberson ve Edwards

(1996

35

1786 g

1.81

Kırkpınar ve ark.

(1999)

42

2082 g

1.83

Ceylan ve ark.

(2003)

42

2248 g

1.61

Yalçınkaya ve ark

(2006)

42

2536 g

1.58

Ortiz ve ark

(2009)

35

1632 g

1.57

Kim ve ark.

(2011)

21

1348 g

1.62

Saçaklı ve ark.

(2015)

42

3149 g

1.63

Calik ve Ergün

(2015)

42

2998 g

1.57

 

Tabloda da görüldüğü gibi etlik piliçlerin büyütülmesinde antibiyotik kullanmasına gerek yoktur. Ayrıca 1961 yılında yapılan çalışma verileri incelendiğinde o tarihte bile ulaşılan canlı ağırlık 42 günde 435 gramın çok üzerindedir. “Bir tavuğun 42 günlükken en fazla 435 gram olması gerekir” söylemi tümüyle konuyu bilmeyen ve öğrenmemekte direnenlerin ifadesidir. [Başa Dön]

 

Üretim sırasında atmosfere salınan karbondioksitin çok yüksek olduğu söyleniyor? Aslı nedir?

Farklı araştırma sonuçları 1 kg tavuk eti üretimi için 1,6-5,0 kg CO2 salınımı olduğunu göstermektedir. Piliç üretimi diğer türlerle kıyaslandığında (1 kg sığır eti üretimi için 21-28 kg CO2) doğanın ne kadar az kirletildiği ortadadır. Yani geleneksel (endüstriyel olarak yanlış ifade edilen) piliç eti üretimi bahsedilenin aksine doğayı en çok koruyan hayvansal üretim koludur. Ayrıca 42 günlük büyütme süreci sonunda 1 kg piliç eti üretimi için kullanılan su (kümes temizliği + içme suyu + kesimhane) miktarı 8 litre kadardır.  [Başa Dön]

 

Türkiye dünya ortalamasının üzerinde tavuk tüketiyor söylemleri doğru mudur?

Bu bilgi doğruyu yansıtmamaktadır. Bu konu toplam et tüketimi olarak dikkate alınmalıdır. Avrupa Birliği’nde kırmızı et (domuz dâhil) ve beyaz et tüketimi 72 kg iken Türkiye’de sadece 35 kg’dır. Sağlıklı beslenme dikkate alınarak hesaplandığında ise bu rakamın 54 kg’dan az olmaması gerekmektedir. Ülkemizde zaten yetersiz olan hayvansal protein tüketiminin azaltılmasını tavsiye etmek toplum sağlığını hiçe saymaktır. Bunun amacı toplumu mental, fiziksel ve ruhsal olarak gelişmiş toplumların gerisine götürmektir. Türkiye’de kişi başına tavuk eti ve genelinde toplam hayvansal protein tüketim miktarları gelişmiş ülkelerin çok gerisinde kalmaktadır. Hayvansal protein olarak bakıldığında bu oran 3’te biri kadardır. İnsanların mental ve fiziksel olarak sağlıklı olabilmeleri ve gelişebilmeleri için proteine ihtiyaç duymaktadır. Günlük alınması gerekli protein miktarının her bir kg için 1 g olması gerekmektedir. 70 kg bir insan için 70 g/gün. Bu proteinin % 50’sininde hayvansal protein olması gerekmektedir. Bu kapsamda bakıldığında Türkiye’de günlük protein tüketim miktarları ve bunun içindeki hayvansal protein oranları dikkate alındığında tavuk eti oranları yüksek değildir. Tavuk eti sindirilebilirlik, protein içeriği, elzem aminoasit miktarı ve biyolojik yararlılığı açısından çok önemlidir.  [Başa Dön]

 

Tavuk eti üretiminin sağlık açısından denetimi düzenli bir şekilde yapılıyor mu?

Kesimhane artıkları ve kullanılan sular deşarj edilmeden önce mutlaka en modern teknikler kullanılarak arıtılmaktadır. Bu arıtma işlemlerinin kontroller hem işletmeler hem de bakanlık tarafından yapılmaktadır. Kanatlı etinde bulunması muhtemel patojenler ise kanatlı etine spesifik olmayıp her türlü bitkisel ve hayvansal gıdalarda bulunabilmektedirler. Bu konuda en güvenilir ve sürdürülebilir izlemeler beyaz et üretiminde yapılmaktadır. Dünya genelinde yapılan epidemiyolojik çalışma sonuçlarına göre bitkisel kaynaklı gıdaların hastalık yapma oranları hayvansal gıdaları geçebilmektedir. Kaldı ki kanatlı eti dışında tüketilen birçok hayvansal gıda da bu kapsamda infeksiyon, intoksikasyon ve salgınlara neden olabilmektedirler. Söz konusu patojenler aynı zamanda çevrede çok yaygın olarak bulunmaktadır. Özellikle toprak, böcekler, yabani kuşların dışkıları bu patojen mikroorganizmaların çok yoğun olarak bulundukları ortamlardır. Modern işletmelerde kontrollü yapılan üretim dışındaki modellerde, kanatlı etinin bu patojenler ile bulaşma riski oldukça yüksek olacaktır.  [Başa Dön]