Türkiye beslenme profili bölgelere göre büyük fark göstermektedir
Türkiye'de halkın beslenme durumu bölgelere, mevsimlere, sosyo-ekonomik düzeye ve kentsel-kırsal yerleşim yerlerine göre önemli farklılıklar göstermektedir. Bunun temel nedenlerinin başında gelir dağılımındaki dengesizlik gelmektedir. Ayrıca beslenme konusundaki bilgisizlik, hatalı gıda seçimi ile yanlış hazırlama, pişirme ve saklama yöntemlerinin uygulanmasına neden olmakta ve beslenme sorunlarının boyutlarının büyümesine yol açmaktadır. (DPT 2003)
Kümes hayvanı tüketimi sadece Ege bölgesinde yoğundur, Doğu ve Güneydoğu’da beyaz et tüketimi çok düşüktür
- Kümes hayvanı tüketimi sadece Ege Bölgesi’nde koyun ve kuzu eti tüketiminden fazladır.
- İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde kümes hayvanı tüketimi ve balık tüketimi yüzdeleri eşittir.
- Doğu ve Güneydoğu’da et tüketimi Türkiye ortalamasının altında olup tavuk tüketimi Karadeniz’den sonra en düşük olan bölgedir.
- Bitkisel protein tüketiminde de en düşük bölge olan Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da protein tüketiminin önemi ve arttırılması yönünde çalışmalar ihtiyaç vardır.
Beslenme sorunları, çocukları ve gençleri olumsuz etkilemektedir
Besin tüketim dengesizliği, eğitim, sağlık ve diğer sosyal haklardan yararlanmadaki eşitsizliklere bağlı olarak ülkemizde hem gelişmiş, hem de gelişmekte olan ülkülerin sorunları bir arada yer almaktadır. Sosyal eşitsizliklerin beslenmeye etkisi doğum öncesi dönemde başlar. İnsanın en önemli organı olan beyin ana rahminde ve doğumu izleyen ilk 2-3 yıl içerisinde gelişir. Doğum öncesi dönemde beyin gelişimini etkileyen besin ögelerinin başlıcaları; iyot, demir, çinko, folik asit, B-12, B-6, E ve A vitaminleri ve elzem yağ asitleridir. Kadınların gebelik öncesi ve sırasında bu besin öğelerini yeterince alamamaları çocuğun beyin özürlü olarak doğma riskini artırmaktadır.
Yetersiz ve dengesiz beslenme ve olumsuz yaşam koşulları yüzünden çocukların % 46’sı zayıf, % 16’sı sık hastalanmakta, % 29’u iş kazası geçirmiş durumdadır. İş kazası geçirenlerin %12’sinde sakatlık oluşmuştur. Bunların yanında özellikle yüksek gelirli ailelerin çocuklarında her geçen gün şişmanlık ve buna bağlı olarak insülin direnci merkezli metabolik sendrom riski artmaktadır. Beslenme sorunları açısından riskli grupların biri de yükseköğrenim gençliğidir. Öğrencilerin yarıya yakını düzenli kahvaltı etmediği gibi öğle ve akşam yemekleri de yeterli ve dengeli beslenme gereksinmesini karşılamaktan uzaktır. Öğrencilerin bir bölümü yeterli miktarda enerji bile tüketmezken, çoğunluğu dengesiz beslenmektedir. Yetersiz ve dengesiz beslenme öğrencilerin sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir.
Toplum genelini yansıtacak araştırmalara ihtiyaç vardır
Bir toplumun ulusal beslenme plan ve politikalarının oluşturulabilmesi için o ülkeye ilişkin beslenme ve sağlık verilerinin bulunması gereklidir. Türkiye 1974 Beslenme – Sağlık ve Gıda Tüketimi Araştırması günümüze kadar yapılmış en kapsamlı araştırmadır. 1984 – Gıda Tüketimi ve Beslenme Araştırması ise, Türkiye geneline gösterge olmak kaydıyla 3 ilde sağlık taraması yapılmadan mevsimsel olarak gerçekleştirilmiştir. Son 27 yılda sağlık ve son 17 yılda beslenme koşullarındaki değişmeler saptanamamıştır. "Beslenme, Sağlık ve Gıda Tüketimi Araştırması" verileri doğrultusunda değişik yaş, cinsiyet, fizyolojik durum, fiziksel aktivite düzeyinde sağlık ve hastalık durumlarında yeterli ve dengeli beslenmeyi sağlayacak gıda ve beslenme rehberlerinin hazırlanması gerekmektedir. (DPT 2003)
Beslenme bilincini artıracak eğitim programlarına ihtiyaç vardır
16-17 Haziran 2001 tarihlerinde Ankara'da UNICEF'in desteği ile Devlet Planlama Teşkilatı tarafından düzenlenen "hedefe yönelik proje planlama" toplantısında eğitim ve beslenme konusunda eğitim ve bilinçlenme alanında aşağıdaki sorunlar belirlenmiştir:
- Beslenme ve gıdanın önemi konusunda bilinç eksikliği
- Bilinçsiz tüketici
- Eğitim yetersizliği
- Genel eğitim düzeyi düşüklüğü
- Beslenme bilgisi yetersizliği
- Sağlıklı beslenme için güncel rehberlerin bulunmaması
- Sertifikalandırma ve belgelendirme sisteminin olmayışı
Ülke genelinde halkın beslenme bilgi düzeyinin yetersiz oluşu, ellerinde mevcut gıda ve ekonomik kaynak olsa bile bunların yararlı kullanımını olumsuz yönde etkilemekte ve hatalı uygulamalara yol açmaktadır. Tüketici, sağlıklı beslenme alışkanlığını geliştirecek şekilde bilgilendirilmelidir. Toplu beslenme kuruluşlarında çalışanların eğitimleri de önem taşımaktadır.
Okullarda beslenme eğitimi önemlidir
Okullardaki beslenme programları, çocukların hem bedensel sağlıklarının gelişmesinde, hem de okul başarısının artmasında etkili olacaktır. İnsanların bilgi almaya ve alışkanlık kazanmaya en elverişli oldukları dönemin "Okul Çağı" olduğu göz önüne alındığında, bu dönemde çocuklara kazandırılacak sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlığının yetişkinliğe taşınabileceği gerçeği ortaya çıkmaktadır.
Yoksul bölgelerde ekonomik olması sebebiyle tavuk tüketimini destekleyici programlar yapılmalıdır.
Gıdanın ulaşılabilirliğini etkileyen önemli bir konu gelir dağılımındaki adaletsizliktir. Gelir dağılımının en alt %20'lik bölümüne inildikçe hububata dayalı ürün, şeker ve yağ ile çay-kahve tüketim harcamalarının arttığı, buna karşılık, et, balık, meyve suyu ve şekerli mamul tüketim harcamalarının azaldığı, süt, peynir ve yumurta harcamalarında ise fazla farklılaşma olmadığı gözlenmektedir. (DPT 2003)
- TÜM TEMEL VERİLER İÇİN KAYNAKLAR
Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı İktisadi Sektörler ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü, Ulusal Gıda Ve Beslenme Stratejisi Çalışma Grubu Raporu – Ankara, 2001 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü Ankara, 2003 |